Maç Yazısı

TATSIZ REKABET

Süper Ligin 6. haftasında iki ezeli rakip Galatasaray ve Fenerbahçe Türk Telekom Stadyumunda karşı karşıya geldi. 51 bin 663 kişinin izleyerek Türk Telekom Stadyumunun yeni rekorunun kırıldığı maçta iki taraf da gol atma başarısını gösteremedi ve mücadele 0-0 golsüz eşitlikle sonuçlandı. Bu sonuçla iki takım arasında son beş maç berabere bitmiş oldu. İki takım en son Nisan 1984 – Mart 1986 arası üst üste beş maçta berabere kalmış oldu.

Maça gelecek olursak yine tatsız pozisyonu az ve futbol kalitesi düşük bir maç izledik. Galatasaray beklenene yakın bir 11 ile maça başladı Fatih Terim orta sahada Lemina’ya şans verip Seri’yi tribüne yollarken çenesinde kırıklar olan Belhanda özel maske ile sahadaki yerini aldı. Fenerbahçe’de ise Ersun Yanal sakatlığı düzelen Isla’yı 11’e monte edip yüksen formu ile Ozan Tufan’ı da orta sahanın sağına koydu, ortanın solunda Tolga Ciğerci ile 4 tane merkez orta sahalı daha çok press özelliği olan ama topla oynama becerisi düşük bir orta saha ile maça başladı.

Fenerbahçe belli ki dersine çok iyi çalışmıştı, Galatasaray’ın savunmadan çıkışta yaşadığı basit top kayıplarının üzerine gidip savunmadan çıkışta da Vedat’a uzun oynarak onun indireceği toplar ile pozisyon yaratma gibi son derece basit bir plan kurmuşlardı ve özellikle ilk 20 dakika bunu çok iyi uyguladılar ve maçın genelinde de bu plana sadık kalarak sahada daha ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü çizdiler. Takım boyunu 30-35 metrede tutarak Galatasaray’ın etkili oyuncularına ikili-üçlü baskılarla alanı iyi kapatarak oyunu çok iyi tuttular.

Galatasaray için ise pek olumlu şeyler yazmak mümkün değil. Belki de uzun bir süredir kendi evinde bir derbi maçında seyrettiğimiz en kötü Galatasaray’dı. Kötüden kastım belki performans olarak daha kötü Fenerbahçe maçları oynamış olabilirler ama bu kadar plansız ve bu kadar sahada ne oynadığı belli olmayan bir takım olmuş mudur ondan emin değilim. Ne hücuma çıkışta bir planları ne de fizik olarak Fenerbahçe’ye karşı durabilecek güçleri vardı. Hücumda Feghouli ve Babel’in ısrarla içe girme isteği ve üstüne basit top kayıpları, Belhanda’nın da belki de yüzündeki maskeden dolayı hem hücum aksiyonlarındaki hem de ikili mücadelelerdeki çekingenliği Galatasaray’ın hücum planını oldukça etkisiz kıldı. Beklerin de hücüma çıkışta oldukça yetersiz kaldığı bir ortamda Falcao gibi bir silah son derece ektisiz kalmış oldu.

Galatasaray’ın sezon başından beri yaşadığı sorunlar artık bu maçta açık şekilde ortaya çıkmış oldu. Hücumda organizasyon sorununu bir türlü aşabilmiş değiller ve bence artık bunu uyum sorunu ile açıklamak mümkün değil. Galatasaray’ın çok net bir şekilde saha içi organizasyon sorunu var. Belki de artık 4-1-4-1’den vazgeçip 2011-2012 senesinde olduğu gibi Andone ve Falcao’nun birlikte olduğu veya Babel’in forvete geçip kaleye çabuk giden bir kanat oyuncusu ile 4-4-2’ye dönüş düşünülebilir. Her iki oyuncunun kalitesi tartışılmaz olsa bile aynı anda Feghouli ve Babel’in sahada olduğu sistemle rakip kaleye hızla inmek pek mümkün görünmüyor. Hızlı hücum yerine pas oyunu oynamak istiyorum diyebilirsiniz fakat henüz takımınız o pas trafiğini yapacak otomatiği sağlamış değil.

Fenerbahçe için ise işler nispeten biraz daha iyi gidiyor gibi, sakatların düzelmesi ve oyuncuların gerçek mevkilerine geçmesi ile birlikte daha iyi oyunlar oynamaları mümkün. Bu kadro yapısı ile böyle kritik bir dönemde Türk Telekom Stadyumun’dan bir puanla ve daha üstün bir oyunla ayrılmak ilerleyen günlerde moral motivasyon açısından pozitif yansıyacaktır. Ayrıca kişisel fikrim Fenerbahçe mevcut oyuncu grubu ile rakibi oynatmamaya çıktığı her derbi maçında hangi sahada oynanırsa oynansın avantajlı olan taraftır.

Bu derbi maçı için futbol harici söyleyebileceğimiz güzel şeyler ise saha dışı her türlü gerginliğe rağmen saha içinde son derece centilmence bir maç geçmesi ve tabi ki de Max Kruse’nin maç öncesi ülkemizin milli marşını söylemesi. Ülkemize gelmiş yabancı bir oyuncunun hem forma giydiği takıma hem de futbol oynadığı ülkeye saygı duyması tek kelime ile alkışı hak edecek bir davranış. Bir diğer alkış ise Fenerbahçe’nin genç kalecisi Altay’a, ilk derbi maçında 50 bin kişinin önünde son derece kendinden emin ve kritik kurtarışlar yaptığı maçı geride bıraktı. Bu performansın devam ettirmesini diliyoruz.

Tartışmaya Katıl