Maç Yazısı

PLANLAR TUTMADI

Herkesin sonucunu merakla beklediği Bayern Munih – Beşiktaş mücadelesi dün akşam oynandı ve temsilcimiz Beşiktaş maalesef hepimizi üzen bir skorla sahadan 5-0 mağlup ayrıldı. Futbolda elbette her şey mümkün fakat böyle bir skorun ardından tur için olumlu konuşmak hayalcilikten öteye gitmez. İkinci maç artık Beşiktaş’ın taraftarı önünde bu sezon için son bir Şampiyonlar Ligi maçına çıkacağı ve güzel bir galibiyet ile veda etmek isteyeceği bir maçtan fazlası olmayacak.

Peki neden olmadı ? Beşiktaş neyi yanlış yaptı da bu farklı skor geldi. Aslında kuralar çekildikten sonra bu maç ile ilgili yazımda http://mikasablog.com/guncel/kotu-haber-rakip-bayern/.html Beşiktaş’ın neleri yapması gerektiğinden bahsetmiştim.Bu yazı ile paralel olarak Beşiktaş’ın neleri yanlış yaptığına yada yapamadığına bir göz atalım.

Aslında maç Beşiktaş için çok ta kötü başlamamıştı ilk 15 dakikalık bölümde Beşiktaş gayet kendinden emin ve soğukkanlı bir şekilde oynuyordu fakat ne olduysa 16. dakikada oldu, Atiba’nın son derece gereksiz top kaybı ve akabinde Vida’nın rakibine kontrolsüz yaptığı hareket ve oyundan atılması ile Beşiktaş için kötü senaryo başlamış oldu. Bu tarz üst düzey müsabakalarda ve üst düzey rakiplere karşı sıfır hata ile oynamanız gerekirken Beşiktaş daha maçın başında hatanın en büyüğünü yapmış bir kişi eksik kalmıştı. Bu nokta Şenol Güneş’e bir eleştiri getirebiliriz, Vida’in gelişinden sonra bir türlü geri ikilide istikrarı sağlayamaması ve Pepe-Tosic uyumunu bozup orada farklı arayışlara girmesi Beşiktaş’ın tandemine zarar verdi. Yine bu maç özelinde orada Vida yerine daha çabuk ve topu oyuna sokmada daha başarılı Medel tercihi sanki daha iyi olur gibiydi. 

Beşiktaş on kişi kaldıktan sonra da aslında böyle bir rakibe karşı deplasmanda bir kişi eksik ne kadar iyi oynanabilirse o kadar iyi oynuyordu. Önce Vagner Love’ın kaçırdığı pozisyon arkasından Talisca’nın frikiği ve Quaresma’nın sağ çaprazdan getirdiği pozisyon ile bir kaç gol girişiminde de bulunmuştu. Bu turlarda daha önce Arsenal,PSG vb takımların oyun 11’e 11 iken çok daha zor durumlara düştüğünü düşündüğümüzde Beşiktaş adına durum çokta vahim değildi aslında. Devrenin sonuna doğru yenen gol ile Beşiktaş devreye 1-0 geride girdi ve umutlarını ikinci yarıya taşıdı.

Fakat ne olduysa ikinci yarıda oldu, Robben’in oyuna girmesi ile iyice tehlikeli olmaya başlayan Bayern , Coman’ın ayağından ikinci golü bulduktan sonra iyice rahatladı ve artık oyun Beşiktaş’ın atacağı golden ziyade daha fazla yememesi gereken bir hale döndü nitekim oyuncu değişiklikleri de bu yönde olmaya başladı. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Beşiktaş’ın burada şansının olabilmesi için özellikle Quaresma,Babel ve Talisca gibi hücum ayaklarının maksimum performans sergilemeleri gerekiyordu fakat gördük ki  Talisca frikik dışında etkili olamazken Quaresma’da bir kaç etkisiz dripling dışında pek sahada gözükmedi hal böyle olunca da Beşiktaş’ın hücumda da bir şeyler üretmesi imkansız hale geldi . Burada Şenol Güneş’e bir eleştirim daha 90 dk boyunca sahada gezinen Quaresma’yı oyunda tutması olur.

2-0’dan sonra moral motivasyonu ve konsantrasyonu da düşen Beşiktaş artık sadece kalesini savunmaya çalışıyordu ki onda da başarılı olamadı Bayern etkili hücum ayakları ile farkı daha da arttırdı ve ortaya böyle üzücü bir sonuç çıktı.

Özetle Beşiktaş bir mucizeyi gerçekleştirmek için çıktığı maçta turu ilk maçta kaybederek sevenlerini üzmüş oldu. Maçtan önce benim de tahminim tabi ki Bayern’in favori olduğu yönündeydi ama açıkçası ben böyle bir farkı beklemiyordum. Beşiktaş’ın gruplarda sergilediği performans ile daha başa baş oynayacağını düşünüyordum. Bu arada bunu Beşiktaş’ın başarısına gölge düşürmek için söylemiyorum ama Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’nin diğer gruplarına nazaran nispeten daha kolay bir grupta mücadele ettiği gerçeğini de görmüş olduk kaldı ki grubun ikincisi Porto’da kendi evinde Liverpool’a 5-0 mağlup oldu.

  Bu maçla ilgili değinmek istediğim bir diğer konu da dikkatinizi çekti mi bilmiyorum dün ilk 11’ler sahaya çıktığında sahadaki tek Türk oyuncu Caner’in aynı zamanda oyundan çıkana kadar sahanın en kötü oyuncusu olması. A Milli Takım teknik direktörü sayın Mircea Lucescu’nın da izlediği maçta umarım kendisi sorunun yabancı sayısı olmadığını bir kez daha idrak edebilmiştir. 

   Bu farklı mağlubiyet sonucunda  Beşiktaş’ı ağır şekilde eleştirmek yersiz aksine ülke futboluna grup aşamalarında yaşattıkları sevinçler ve bize Mart ayına kadar Şampiyonlar ligi heyecanı yaşattıkları için onlara teşekkür ederiz. Umarım futbolumuzu yönetenler de bu mağlubiyetlerden gerekli dersleri çıkarıp futbolumuzu daha nasıl üst seviyeye taşıyabiliriz onu üzerine kafa yorarlar aksi halde daha uzun yıllar Mart ayında Avrupa kupalarına veda eder, elin Almanı,İngilizi,İspanyolu oynar bir seyrederiz.

SAĞLICAKLA KALIN…

Tartışmaya Katıl