Maç Yazısı

21’E ADIM ADIM

Spor Toto Süper Lig’in 27.  haftasında haftanın sonucu merakla beklenen maçlarından birinde Galatasaray evinde üstün bir oyun sergileyerek Trabzonspor’u 2-1 mağlup etmeyi başardı ve haftayı kayıpsız kapattı. Şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin kazandığı haftada bu galibiyet Galatasaray için oldukça önemli. 

   Maçtan önce Galatasaray’ın genelde milli maç araları dönüşünde zorlandığını ve Fenerbahçe,Beşiktaş,Trabzonspor’a karşı oynadığı son 16 maçta galibiyet alamadığını göz önünde bulundurduğumuzda  maçın Galatasaray adına zorlu geçebileceğini düşünenlerin sayısı oldukça fazlaydı. Galatasaray sezonun ilk yarısına da iyi başlamış sonrasında Fenerbahçe beraberliği ve ardından Trabzonspor mağlubiyeti ile başlayan iki maçta 5 puanlık kayıp  ile ilk devrenin son 9 maçlık kısmına kötü bir başlangıç yapmıştı. Hal böyle olunca da bu maç ve sonrasındaki periyot için Galatasaray’ın neler yapabileceği merak konusuydu. 

  Maça gelecek olursak Galatasaray artık kendi sahasında klasikleşen ve Fatih Terim takımlarında görmeye alışkın olduğumuz iç saha başlangıçlarının bir benzeri ile maça fırtına gibi girdi. Ardı ardına atakların sonunda 7. dakikada Feghouli ile de öne geçince Galatasaray taraftarının maç öncesindeki şüpheleri yerini coşkuya bıraktı ve sonrasında Galatasaray’ın artık iç sahada alışkın olduğumuz oyunlarından birini daha seyrettik. Aslında Trabzonspor’un maça başlangıç 11’i bize maçın çekişmeli ve bol gollü geçebileceği yönünde sinyaller vermişti. Rıza Çalımbay , Sosa-Yusuf-Abdulkadir ve Burak gibi önemli hücum silahlarının hepsini aynı anda saha sürmüştü ve belli ki onun da amacı buradan 3 puanla dönmekti. Fakat Galatasaray o kadar hazır o kadar konsantre ve kendinden emindi ki ikinci yarıda Yusuf’un pozisyonu dışında rakibine tek bir ciddi pozisyon vermediği gibi hücumda da bol pozisyonlu bir maçın sonunda hak ettiği bir galibiyet almış oldu. 

Galatasaray bu galibiyet ile bir bakıma kafalardaki soru işaretlerini de gidermiş oldu. 16 maç sonra ciddi bir rakibe karşı galip gelindi ayrıca büyük maçlarda sıkıntı yaşadığı düşünülen Gomis’te gol atmış oldu. Yine de Galatasaray’ı önümüzdeki haftalarda rakipleri Başakşehir ve Beşiktaş’a karşı dün oynadığından daha zorlu 2 maç bekliyor hep birlikte neler olup biteceğini göreceğiz. 

   Benim aslında bu maçtan ziyade maç sonu hedefini ve manasını kavrayamadığım ve neden yapıldığını da çözemediğim Olcay Şahan’ın açıklamaları ile ilgili söyleyeceklerim var. Olcay Şahan kardeşimiz maç sonu yayıncı kuruluşun kendisine uzattığı mikrofona önce takımdaki genç arkadaşlarını suçlayarak ve mağlubiyeti onlara fatura ederek ardından da Galatasaray seyircisinin yapmış olduğu tezahürat üzerinden yukarıda da belirttiğim gibi son derece manasız bir açıklama yaptı. Yenilen ilk golde Abdulkadir’in ikinci golde ise Okay’ın yaptığı bireysel hatalara dem vurarak sanki diğer bütün oyuncular 10 üzerinden 10 oynamış ve kendisi de oyuna girdikten sonra maçın seyrini değiştirmiş gibi takımdaki genç arkadaşlarını medya önünde suçladı.

   Aslında futbolu iyi bilen ve biraz bu işin içinden gelen kişiler için bu açıklamaların hedefinde genç oyuncuların değil teknik direktörün olduğunu anlamamak pek zor değil. Kendi mevkisinde oynayan genç oyuncu yerine aslında kendisinin oynaması gerektiğini hocasına bir mesaj olarak vermek istediği oldukça açık. Kaldı ki Olcay’ın genç oyuncularımız var böyle olunca da bu maçların altından kalkamıyoruz dediği takımda sahaya çıkan 11’de yaş ortalaması 27-32 arası. Olcay’ın sözde abilik yapıp örnek olması gereken takımda genç oyuncuları  ( ki bana göre Yusuf ve Abdulkadir tek bacak ile oynasalar dahi Olcay’dan iyi futbolcular ) bu şekilde basın önünde eleştirmesi tek kelime ile iki yüzlülük !!. Olcay maçtan sonra takım arkadaşı  32 yaşındaki tecrübeli  Burak Yılmaz’ı çok fazla ofsaytta kaldığı için eleştirse belki o zaman samimiyetinden şüphe duymayabilirdik. Buradan kendisine tavsiyem genç arkadaşlarını eleştirmek yerine kendisinin bu takımda neden yedek kaldığını yada en formda dönemlerinde neden Beşiktaş’tan gönderildiğini sorgulamasıdır. Kendisi de bilmelidir ki genç arkadaşları oynayarak ve bazı şeyleri tecrübe ederek öğreneceklerdir, Abdulkadir ilk golde yaptığı hatayı oynayarak bir daha yapmaması gerektiğini anlayacaktır.

   Tıpkı geçen sezon 17 yaşında Ajax’ın belki de şampiyonluğuna mal olan hatayı yapan Ligt’in söylediği gibi “Bu hatayı yapmadan eksiklerimi nasıl görürüm oynayarak öğreneceğim ”  ama ben eminim ki Ajax’taki takım arkadaşları yada abileri maçtan sonra onun yaptığı bu hata yüzünden kendisini eleştirmemiş ve maçın sonucunu ona fatura etmemişlerdir… 

Tartışmaya Katıl