Güncel

UMUT HEP VAR

Lige verilen arada geride bıraktığımız haftayı milli mesai ile geçirdik.A milli futbol takımımız Uefa Uluslar Ligine kötü sayılmayacak bir başlangıç yaptı.Kendi sahamızda Rusya’ya 2-1 kaybettikten sonra dün tam da bize özgü bir geri dönüşle deplasmanda İsveç’i 3-2 mağlup ettik.

Yine bu sayfada milli takım için yazdığım son yazım “Beyaz Sayfa” nın üzerinden yaklaşık altı ay gibi bir süre geçti o gün yazdığım yazıdan bugüne kadar hala bazı sorunların devam ettiğini buna rağmen gelecek için umutlanabileceğimiz olumlu sinyaller aldığımızı da söyleyebiliriz. Bizi umutlandıran en önemli unsur potansiyelli oyunculara sahip oluşumuz endişeye sevk eden ise maalesef  Lucescu ve tercihleri hatta söylemleri.Milli takımın başında şimdiye kadar çıktığı 13 resmi maçta sadece 4 galibiyet alabilen buna karşılık 5 mağlubiyet 4 beraberlik ile sahadan ayrılan Lucescu’nun karnesi bana göre hala  oldukça zayıf.

Futbol oyununda elbette kazanmakta var kaybetmekte bazen işler istenildiği gibi gitmeyebilir milli takımımız şuan bir geçiş döneminde olabilir bunu da kabul edebiliriz fakat Lucescu’nun göreve geldiği günden bu yana çözüm üretmek yerine sürekli şikayet etmesi ve her demecinde bizleri bir öncekinden daha büyük hayal kırıklığına uğratması hatta daha da ileriye gidip insanların aklı ile açıkça dalga geçmesi pek kabul edilebilir bir durum değil.

Dilerseniz Lucescu’nun demeçlerine ve haklı olup olmadığına şöyle bir göz atalım :

Lucescu ilk olarak yabancı sayısının fazlalığına vurgu yapıp milli takımda oynatacak oyuncu bulamadığını söylemişti gerçekten de durum böyle mi bir göz atalım. Oyuncu olmadığından yakınan Lucescu göreve geldiği günden beri kale dahil her mevkide en az 3-4 farklı oyuncu denedi demek ki oynatacak oyuncum yok çok geçerli bir bahane değil. Bir Fransa bir Almanya yada bir Belçika değiliz ama Rusya’yı yada İzlanda’yı yenebilecek oyuncu havuzumuz rahatlıkla mevcut.

Lucescu her fırsatta oyuncuların kendi takımlarında forma şansı bulamadığından bu yüzden de formda bir milli takım oluşturamadığından yakınıyor ama oynayan ve formda oyuncuyu bulup bir milli takım yaratmanın kendi işi olduğunu o yüzden o koltukta oturduğunu sanırım unutuyor. Başarılı bir milli takım yaratmak için oyuncuların kendi takımlarında forma giymeleri elbette önemlidir ama başarısızlığın bir numaralı sebebi değildir.Şuan milli takımın iskeletine oluşturan Cenk Tosun, Cengiz Ünder, Yusuf Yazıcı, Hakan Çalhanoğlu, Okay Yokuşlu gibi oyuncularımız kendi takımlarında düzenli olarak forma şansı bulmaktalar.Kaldı ki geçmiş dönemlerde Fatih Terim,Mustafa Denizli gibi önemli teknik adamlar kendi takımlarında forma giymeyen oyunculardan son derece önemli katkılar almış milli takımı başarıya taşımıştır.

Lucescu Rusya maçından önce yaptığı basın toplantısında aynı kulüpten 5-6 oyuncusu olsa işinin daha kolay olacağını söyledi. Son milli takım tecrübesini 1981-1986 yılları arasında Romanya milli takımında yapan Lucescu sanırım hala o dönemde kalmış olacak ki artık futbolun globalleştiğinden ve milli takımların pek çok farklı takımdan oyuncular ile oluşabileceğinin farkında değil.Ufak bir araştırma yapıldığında Dünya Şampiyonu Fransa’nın 16 takımdan ikinci Hırvatistan’ın 19 takımdan ve üçüncü Belçika’nın 21 takımdan oyuncular seçilerek kurulduğu görülecektir. Araştırmayı genişletecek olursak Almanya,Portekiz, İngiltere vb yine Avrupa’nın önemli milli takımlarının da bir çok farklı takımdan oyuncu seçilerek kurulduğu görülecektir. Zaten milli takım teknik direktörlüğü bunu gerektirir gerekirse 30 tane takımdan o günün şartlarında en formda en uygun oyuncuyu bulup ideal milli takımı kurmaktır.

Sürekli değişimden bahseden genç bir takım olacağımızdan bahseden Lucescu Rusya maçında Kalede 33 yaşındaki Serkan, beklerde 28 yaşlarında Hasan Ali ve Şener, orta sahada 32 yaşındaki Mehmet Topalı kullandı bu oyuncular ile hangi yeni milli takımı kuracak merak ediyoruz. Bu saydığımız oyuncuların yaşlarını bir kenara bırakalım uluslararası seviyeleri bile tartışılır halde.

Lucescu’nun yine İsveç maçı öncesi yarın kalede Sinan Bolat oynayacak ne yapalım kaleci yok ki açıklması da bizleri hayrete düşüren diğer bir açıklama üstüne Harun’un Fenerbahçe’de sürekli oynamasını umuyorum demeci tuzu biberi. Harun Fenerbahçe’ye transfer olmadan önce Bursaspor’un değişmez file bekçisiydi ardından Fenerbahçe’ye transfer olduğu ilk maçta da kaledeki yerini aldı daha ne kadar düzenli oynaması gerekiyor bilemiyorum. Lucescu’nun kaleci yok ki dediği ortamda Trabzonspor’dan Onur, Başakşehir’den Mert ve Volkan Babacan , Akhisarspor’dan Süper Kupa şampiyonu Fatih ilk etapta sayabileceğimiz isimler bunların dışında sürekli yeni genç bir milli takım kuracağız diyen Lucescu’nun Fenerbahçe’den Berke Özer, Altınordu’dan Erce Kardeşler gibi isimleri en azından 3. Kaleci olarak neden tercih etmediğini de kendisine sormak isteriz.

Bütün bu eleştirilere rağmen yazımın başında da belirttiğim gibi milli takım adına bizi umutlandıracak konular da var tabi ki. Rusya maçından sonra geçen üç günlük sürede milli takımın çabuk toparlandığını gördük. Üç günlük kısa sürede milli takımda taş üstüne taş konduğunu gördük. Rusya maçının aksine daha hareketli daha coşkulu pes etmeyen bir takım seyrettik. M.Topal-Okay ikilisinden kurtulup oraya bir hücum yönü  güçlü oyuncu koyduğumuz zaman oyunumuzun nasıl fark ettiğine şahit olduk. G.Gönül-Caner ikilisinden sonra ilk kez dinamik çabuk iki adet bek performansı seyrettik. İsveç gibi fizik kalitesi yüksek bir takıma karşı 2-0 geri düşmemize rağmen üstelik deplasmanda oyunu sürekli kontrolümüzde tutmak çok önemli bir iş.

Her şeyden önemlisi dün akşamki milli takım hata yapmasına,goller yemesine rağmen oyunu hiç bırakmadı ve uzunca bir süreden sonra ilk kez izlerken bizi heyecanlandırdı. Dün akşam maçı kaybedebilirdik ama kaybetseydik gerçekten “yazık oldu” diyecektik.Oyuncu performansları üzerine konuşulabilir ama bu milli takım için umut kelimesi hep cebimizde olacak o kesin.

Son 10 yılda sadece bir büyük organizasyona gidebilen ve her başarısızlıkta bahane üretmeye alışkın bir ortamdan kurtulup artı önümüzde bakmalıyız. Değişen jenerasyon ile beraber her türlü eleştiriye rağmen tecrübesine ve bilgeliğine inandığımız Lucescu’dan artık bahane üretmek yerine söz verdiği gibi bizi 2024’te Avrupa şampiyonu olacak milli takıma kavuşturmasını bekliyoruz.

Ülke olarak kavgadan,kaostan o kadar sıkıldık ki dün akşamki maç umarım güzel günlerin başlangıcı olur ve hepimiz özlenen başarıları ile gurur duyduğumuz bizleri sevinçten sokaklara döken milli takıma kısa zamanda kavuşuruz.

HEPİNİZE FUTBOL DOLU GÜNLER…

Tartışmaya Katıl