Güncel

FUTBOL VE HAYAT

Bugün futbolun teknik,taktik veya sadece saha içinden ibaret olmadığını anlatan bir yazı ile karşınızdayım. Futbolcuların saha dışında bir hayatlarının olduğunu ve bazen futbolcuların hepimizin dışarıdan gördüğü gibi toz pembe yaşamlarının olmadığını gösterir nitelikte bir hayat hikayesi anlatacağım.

2009 yılında bir intihar sonucu hayatını kaybeden Alman kaleci Robert Enke’den bahsedeğim. Bir çoğumuzun Fenerbahçe’de ilk maçında üç gol yedikten sonra takımdan kovulması ile hatırlayacağı Enke’nin aslında çok daha dramatik bir hayat hikayesi var.

Enke’nin,bilinen bir depresyon sorunu vardı. Barcelona’ya transfer olduğunda, Van Gaal onunla değil de 19 yaşındaki Victor Valdes’le sezona başlayınca hastalığı iyice artmıştı. 2003’te Fenerbahçe’de ilk maçında üç gol yemesi bu tarz depresyon sorunu olan bir insan için yıkım oldu.

Bu maçtan sonraki duygularını daha sonra ortaya çıkan günlüğünde şu ifadeler ile açıklamıştı “Aklımdan çok kalbimi dinlemeyi öğrenmeliyim ve kalbim bana futbol için yeterli olmadığımı söylüyor. Basın ve insanların ne diyeceğinden çok korkuyorum!” Tam da korktuğu olmuş, Türk basını en kolay yaptığı işi yapmış ve Enke’yi son derece ağır bir dille eleştirmişti.

2008 yılında verdiği röportajda Fenerbahçe dönemini “İstanbul’da yaşadıklarım ve o dönem benim hayatımın kırılma noktasıdır. İki yıl önceki kızımın ölümü gibi. Artık futbol benim hayatımda eskisi gibi bir anlama sahip değil yine şu an için futbol hayatımın merkezinde ama kesinlikle her şeyin üzerinde değil. Yine maç kaybettiğimizde sinirleniyorum, kızıyorum fakat eskiden bu bir hafta sürerdi şimdi sadece bir-iki gün..” şeklinde anlatırken eşi Teresa ise bu süreci yıllar sonra “İstanbul ve Barcelona dönemleri bizim için çok zordu” cümleleriyle özetledi.

Enke bir süre sonra Almaya’ya geri döndü ve orada yeniden Alman milli takımının as kaleciliğine kadar yükseldi ama onu mahvedecek olay saha dışından geldi. İki yaşındaki kızı Lara kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Enke tam anlamıyla yıkıldı. Sonrasında Leila adında bir kız çocuğunu evlatlık edindi. Ama bu kez de hastalığı ortaya çıkarsa çocuğu ellerinden alacaklar diye korkmaya başlamıştı. Bu korku onu kemirir olmuştu.

11 Kasım 1995’te Hannover 96 karşısında ilk defa A takım forması giyen Robert Enke bundan 14 yıl sonra son maçına 8 Kasım 2009’da yine Hannover 96 forması ile Hamburg’a karşı çıktı. Maçtan sonra uzun uzun gökyüzüne baktı, o sırada fotoğrafları çekildi. İki gün sonra ortadan kayboldu. Önce kızının mezarına gidip sonra da bir trenin önüne atlayarak hayatına son verdi!

Yakın çevresinin deyimiyle dünyanın en nazik, hoşgörülü futbolcularından biri böyle göçüp gitti. Yolu Türkiye’den de geçen Enke, geriye futbolun en hüzünlü hikayelerinden birini bıraktı. Enke’nin vefatının ardından eşi ve doktoru düzenlenen basın toplantısında Enke’nin uzun süredir depresyonla başa çıkmaya çalıştığını belirttiler ve güçlükle konuşan eşi şu cümleleri kaydetti:
“İstanbul ve Barcelona dönemleri bizim için çok zordu. Her şeyi geride bırakıp başarabileceğimize inandık fakat kızımızı kaybettik, daha çok kenetlendik. Sevgiyle her şeyi başarabiliriz dedik ama olmadı.”

Eski takımlarından Barcelona’nın kulüp başkanı Joan Laporta da Enke’nin ölümünü üzüntüyle karşılayanlar arasındaydı. Alman futbolcuyu yakından tanıdığını söyleyen Laporta, kulübün internet sitesindeki açıklamasında, “Çok iyi eğitilmiş, dosdoğru bir adamdı. Barcelona, Rebort Enke için yas tutuyor” ifadelerini kullandı.

Yazımın başında da belirttiğim gibi futbolcu bile olsalar belki çok parıltılı yaşamları lüks içinde yaşadıklarını düşünsek bile her insanın kendi iç dünyasında yaşamış olduğu problemlerin olabileceğini yüzümüze vurarak bu dünyadan göçüp giden Enke’yi bu sayfa aracılığı ile tekrar saygıyla anıyoruz.

Tartışmaya Katıl