Güncel

Fransız Devrimi ve Fenerbahçe-Trabzonspor Maçı

Yeni bir hafta ile sizlerle tekrar beraberiz, normalde dün yazmayı planladığım yazımı transferin son gününün geçmesini beklediğim için bu güne sarkıtıyorum.

Ülkemizde 2019/2020 futbol sezonu için birinci transfer dönemi dün gece saat 00:00 itibari ile sona erdi. Takımlarımız son ana kadar kadrolarını güçlendirmek için çaba harcadılar kimileri mutlu sona ulaşırken kimileri de beklenen hamleleri gerçekleştiremedi. Ankaragücü örneğinde olduğu gibi bazı kulüplerimiz ise borçlar nedeni ile transfer tahtasını açamayarak yoluna geçen seneki kadroları ile devam etmek zorunda kaldılar. Temennimiz futbol federasyonunun da yeni belirlediği transfer kriterleri ile birlikte kulüplerimizin artık bu gibi cezalar almamaları ve sağlıklı bir mali poiltika ile yönetilmeleri.

Transferin son iki gününün en hareketli takımı şüphesiz Galatasaray oldu. Pazar günü aylar süren bekleyiş sonunda Radamel Falcao’yu İstanbul’a getiren ve imza attıran Galatasaray son gün de sürpriz bir atak ile Rumen forvet Florin Andone ile Gabon’lu orta saha Mario Lemina’yı renklerine bağlarken Erzurumspor’dan Taylan Antalyalı da yerli rotasyonu için orta sahaya alındı. Son gün bir diğer önemli hamle de Fenerbahçe’den geldi, kariyeri çok parlak ve başarılı bir oyuncu olan önemli bir isim Brezilya’lı ön libero Luiz Gustavo kendisini Fenerbahçe’li yapan imzayı attı. Diğer bir büyük takımımız Beşiktaş’ta son gün Mali’li oyuncu Abdoulay Diaby ile forvet hattını güçlendirmiş oldu.

Bu yıl transfer sezonunda dikkat çeken bir nokta takımlarımızın Fransa ile etkileşim içinde olmasıydı. Süper Lig ve TFF 1. Lig ekipleri bu yıl Fransa’dan tam 21 futbolcu transfer ederken geçtiğimiz sezon liglerimizde oynayan 8 futbolcu ise, bu sezon Fransa’nın yolunu tuttu. Fransız pazarına en çok yönelen takım ligin yeni ekibi Gençlerbirliği oldu. Kırmızı-siyahlılar Rennes’ten Diallo, Saint Etienne’den Polomat ve Montpellier’den Sio’yu kadrosuna katarak, Fransa Ligi’nde forma giyen 3 ismi transfer etti.

Bu transfer sezonu ile ilgili diğer bir ilginç nokta ise ülkemizin son 2.5 ay içersinde yurt dışına 74.3 milyon euro’luk oyuncu satarak tüm zamanların rekorunu kırması oldu. Yabancı sayısının her fırsatta tartışıldığı bir ortamda bu rakamı futbolu yönetenlerin iyi irdelemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu transfer sezonu sonunda Cenk Gönen,Tolga Zengin, Ömer Şişmanoğlu,Serkan Kurtuluş, Olcan Adın,Jem Karacan gibi hepimizin yakından tanıdığı isimler kulüpsüz kaldı.

Transfer dönemine kısa bir göz attıktan sonra haftanın önemli maçı Fenerbahçe-Trabzonspor mücadelesini biraz inceleyelim. Süper Lig’in 3.haftasında iki güçlü ekibi karşı karşıya getiren maçtan galip çıkmadı.Fenerbahçe için ilk haftadaki harika Gazişehir maçı ve geçen hafta son dakikada gelen beraberlik sonrası bu maç ilk gez güçlü bir rakibe karşı verilecek test maçı anlamındaydı.

Ligin henüz başı olmasına rağmen ilerisi için mesajlar vermesi beklenen maça Fenerbahçe yüksek tempo,minimum top kaybı,hızlı paslaşmalar ve oldukça üretken bir oyunla başladı.Bu oyunun sonunda 17.dakikada harika bir organizasyon ile öne geçtiler ve daha da fazla skor üretebilirlerdi. Trabzonspor ise bu 20-25 dakikalık bölümde yarı sahayı bile geçmekte zorlanırken rakibinin 6 da biri oranında topa sahip olabildi. Fenerbahçe’nin son vuruşlardaki eksikliği ve Uğurcan’ın kurtarışları onları oyunda tutan etken oldu.

Trabzonspor’un Fenerbahçe’ye cevap vermedeki sıkıntısını hem orta sahada oynayan Sosa ve Abdulkadir’in bu maç için bence yumuşak kalmasına hem de Ünal Karaman’ın maç sonrası değindiği son bir ay içersinde Avrupa dahil 7 maç oynayan takımın bu süreçte çok fazla aynı oyuncu kullanması ve beraberinde gelen hem zihinsel hem de fiziksel yorgunluğa bağlayabiliriz. Maçın 30. dakikasından sonra ise Trabzonspor 27’de buldukları golün de vermiş olduğu moral ile maça yavaş yavaş ortak olmaya başladı. Oyun devre sonuna kadar yine Fenerbahçe hakimiyetinde geçse de Trabzonspor o ilk 20-25 dakikadaki baskıyı biraz olsun kırmış artık rakip kaleye gitmeye başlamıştı.

İlk yarıdaki Fenerbahçe hakimiyeti, özellikle merkezden verilen pozisyonlar ikinci yarı için Ünal Karaman’ı bir hamle yapmaya itti ve maçın seyrinin değişmesine neden olan kritik hamle geldi. Orta saha oyuncusu Doğan Erdoğan’ın oyuna girmesi ile Avdijaj’ı kulübeye alan Ünal Karaman merkez orta sahayı üçleyip, Ekuban’ı sağ kanada gönderdi. Merkezin üçlenmesi ile birlikte Trabzonspor ilk yarıdaki özellikle göbekten verdiği pozisyonları vermemeye ve savunmada daha set halinde durmaya başladı. 60. dakikadan sonra Fenerbahçe’nin temposunun da düşmesi ile oyunda artık Trabzonspor’un etkinliği iyice hissedilmeye başlandı bu bölümde ise Fenerbahçe kalecisi Altay’ın kritik kurtarışlarını izledik.

Ersun Yanal’ın Deniz-Garry ikilisinin yerine Zajc ve Ferdi’yi alarak tekrar üstünlük kurmaya çalıştığı anlarda , Ünal Karaman da Yusuf Sarı’yı günün kötülerinden Abdülkadir Parmak’la değiştirerek cevap verdi. İki teknik adamın hamleleri zaman zaman maçı iki takıma doğru götürse de sonuçta bu keyifli mücadeleden galip çıkmadı ve puanlar paylaşılmış oldu.

Sonuç olarak maçla ilgili söyleyebileceğimiz şeyler, Fenerbahçe’nin geçen seneden devam eden özellikle iç sahada ilk devrelerde ortaya konan oyunun henüz ikinci devrelere taşınamaması olabilir. Hafta arası korku filmi niteliğinde bir maç çıkaran Trabzonspor’un oyunun son bölümünde Fenerbahçe’den daha diri kalması onlar adına üzerinde düşünülmesi gereken soru. Fenerbahçe için topa sahip oldukları anlarda oynadıkları oyun ilerisi için umut veriyor oyuncuların gerçek mevkisine geçmesi ve Luiz Gustavo’nun gelişiyle birlikte daha iyi oynamayı başarabilirler.

Trabzonspor için ise yorucu geçen 1 aylık periyodun sonunda üstelik Abdulkadir Ömür’ün yokluğunda geldikleri bu deplasmandan aldıklar bir puan onlar adına başarı. Sturridge’in takıma yerleşmesi ve Abdülkadir’in dönüşüyle onların da oyunu birkaç seviye yukarı taşıyacaklarını düşünüyorum.

Bu maç için bir oyuncu seçmem gerekirse de söyleyeceğim isim kesinlikle Trabzonspor’un genç kalecisi Uğurcan Çakır olur. Maç boyunca karşı karşıya kurtardıkları,yeteneğin ötesine geçen bir soğukkanlılık ve tecrübe gösterisiydi. Her maç üzerine koyarak devam ediyor ve bu yükselişi her türlü takdiri hak ediyor. Öte yandan böyle genç ve başarılı bir kardeşimize sadece zaman geçirdiği için Fenerbahçe taraftarının dakikalarca küfür etmesini de kendilerine hiç yakıştıramadım. Bizden olmayanı takdir etmeyi öğrendiğimiz zaman bu ülke futbolda inanın daha iyi yerlere gelecek.

Hepinize sağlıklı, mutlu ve futbol dolu bir hafta dilerim…

Tartışmaya Katıl