Güncel

BAYRAMPAŞA’DAN ÇIKIP İÇİNDEKİ BAYRAMPAŞAYI ÇIKARAMAMAK

“Seni buraya getiren yeteneğin burada kalıcı olmanı sağlayacak olan ise karakterindir.” İşte bu yazı duruyor Florya Metin Oktay tesislerindeki alt yapı binasının girişinde. Bugün Türk futboluna yaptıkları alkışlanan Altınordu Futbol kulübünün sloganı ise “İyi Birey,İyi Vatandaş,İyi Futbolcu ” bir diğer sloganları ise “Altınordu sadece bir futbol kulübü değil ,aynı zamanda bir futbol eğitim kurumudur.”  Bu iki önemli futbol kurumu futbolda sadece yeteneğin değil aynı zamanda kişiliğin ve karakterin de ne kadar önemli olduğunu işte bu sözler ile yetiştireceği futbolculara anlatmaya çalışırken günümüzde pek çok futbolcu kardeşimiz bunu kavramakta zorluk çekiyor. Bunun en somut ve en iyi örneği Arda Turan. 

   Tarihler 9 Ağustos 2006’yı gösterdiğinde Şampiyonlar Ligi 3. eleme turunda ilk kez resmi olarak Galatasaray formasını sırtına geçiren ve ilk on birde oyuna başlayan Arda Turan oynadığı futbol ile hepimizin gönlünde taht kurmuş ve Türk futbolu yeni bir yıldız kazanmış hepimizi umutlandırmıştı. Daha sonraki süreçte Arda Turan Galatasaray kaptanlığına kadar yükselmiş başarılı sezonlar geçirmiş özellikle 2008 Avrupa Şampiyonasında oynadığı futbol ile dikkatleri üzerine çekmişti. Bu süreçte zaman zaman medya ile sorunlar yaşasa da gençliğine verilmiş ve pek fazla üzerinde durulmamıştı. 2012 yazında Atletico Madrid’e transfer olan Arda burada bir Uefa Avrupa Ligi Şampiyonluğu, bir La Liga Şampiyonluğu, ve birde Şampiyonlar Ligi finali yaşamış ve gösterdiği performans ile dünya devi Barcelona’nın dikkatini çekmiş ve 2015-2016 sezonunda Katalan ekibinin yolunu tutarak, bizleri gururlandırmıştı. Bu bir bakıma belki de bir Türk futbolcunun ulaşabileceği zirve noktasıydı. 

  Buradan sonrası ise bana göre alt yapılarda yeni yetişen futbolculara anlatılacak ders niteliğinde; Hagi’nin attığı golden sonra yumruğunu havaya kaldıran pırlanta gibi bir çocuktan maçın orta hakemine yumruk kaldıran çocuğa evrim ibretlik bir öykü. Messi-Suarez-Neymar üçlüsüne birinci alternatif konumunda iken transfer döneminde kulüpsüz kalıp soluğu iktidarın proje takımı Başakşehir’de alan burada bile düzenli forma şansı bulamayan bir kariyer düşüşü. Geçtiğimiz iki yılda sahadaki futbolundan çok Milli takım kampındaki prim tartışmaları ile uçakta babası yaşındaki gazeteciye saldırmasından tutun,gazetecilere senin kafanı gözünü kırarım diyecek kadar kendini kaybeden futboldan başka her türlü futbol dışı olay ile gündeme gelen sözde futbolcu. Dün PFDK’nın verdiği 16 maçlık cezadan sonra da Arda Turan’ın futbol kariyerinin pek parlak olmayacağını düşünüyorum. Bu arada ceza ile ilgili cezanın fazlalığı üzerine yapılan tartışmaları aydınlatma açısından aşağıda bazı emsal teşkil eden olaylarda verilen cezaları da paylaşmak istiyorum. 

  • Süper Lig 2005-2006 sezonunda Samsunspor – Kayserispor maçının ardından, Serkan Aykut, maçın hakemi Kuddusi Müftüoğlu’nun kararına sinirlenip uçan yumruk attı. 10 maç ceza aldı.
  • 2006-07 Sezonunda Manisaspor – Sakaryaspor maçında takım arkadaşlarına gösterilen kartlara sinirlenen Manisaspor kalecisi Bülent Ataman, kalesinden fırlayıp hakem Cüneyt Çakır’a saldırdı, Çakır’ın FIFA kokartını söktü ve bu hareketi nedeniyle 20 maç ceza aldı.
  • 17 Mart 2013 tarihinde oynanan Göztepe – Karşıyaka maçında kırmızı kart gördükten sonra maçın hakemi Hüseyin Sabancı’ya saldıran Şehmus Özer 14 maç ceza aldı.
  • 2012-13 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray derbisine kırmızı kart gören Portekizli Raul Meireles, maçın hakemi Halis Özkahya’ya yönelik centilmenliğe aykırı hareketleri nedeniyle kariyerinin ilk kırmızı kartını gördü ve 12 maç ceza aldı. Daha sonra ceza 4 maça indirildi   

   Görüldüğü üzere benzeri davranışlarda da verilen cezalar Arda’ya verilenden çok ta aşağıda değil bu yüzden kişisel fikrim itiraz sonrası cezanın 4-6 maç arası ineceğini de ön görerek bana göre verilen ceza normal,bundan sonra bu tür davranışların önünü kesmek ve temiz futbola teşvik etmek amacıyla da oldukça yerinde bir karar.

 Arda Turan yaptıkları,yapmadıkları ve söyledikleri ile kendi sonunu hazırladı. Kariyerinde zirveden hızlı adımlarla düşerken onu gerçek anlamda sevenler onu uyarıp hatalarını söylerken bugün onun arkasındaki grup “Adamsın,Kardeşim,Helal Sana” diyerek bu sonu hazırladılar. Örneğin Barcelona gibi bir takımda oynarken Türkiye’de oy propagandası yapması kabul edilebilir bir davranış değilken ona ilk destek “evetçi” ağabeyi Rıdvan Dilmen’den geldi. Aynı Rıdvan Dilmen uçaktaki gazeteci olayından sonra da “gazetecinin milli takım uçağında ne işi var?” gibi son derece bilgisiz ve akıl dışı bir demeç ile aklı sıra “evetçi”kardeşine destek veriyordu. Nitekim dünkü cezadan sonra ilk açıklama da yine Rıdvan Dilmen’den geldi. Fakat unuttukları bir şey var ki bu iki futbol figürü sırf taptıkları güce yaranmak için yaptıkları ile her geçen gün daha da dibe doğru gitmekteler ve bir gün o taptıkları güç çaptan düştüğünde onlara el uzatacak tek camia olan futbol camiasından da giderek uzaklaşıyorlar. 

   16 maç ceza belki çok görülebilir ama milyonların sevgili iken herkesin gurur duyduğu bir futbolcudan, Türkiye’de gittiği her statta ıslıklanan büyük bir kesimin artık görmeye bile tahammül edemediği bir insana dönüşmekten daha büyük bir ceza olabilir mi ! Arda Barcelona’ya transfer olduğunda kafamda başarılı olup olamayacağı konusunda bazı soru işaretleri vardı ama bu soru işaretleri Arda’nın saha içindeki yetersizliğinden ziyade saha dışındaki yetersizliğinden kaynaklıydı. Bayrampaşa’dan çıkan Arda içindeki Bayrampaşayı çıkaramayınca kendi sonunu hazırlamış oldu tıpkı Avrupa’nın en iyi 10 kalecisi konumundayken Barcelona’da tutunamayan Rüştü gibi  yada Middlesbrough sonrası kendisini Liverpool yada Chelsea’de görmeyi hayal ettiğimiz Tuncay’ın içindeki Sakaryayı çıkaramadığı gibi. 

  Bugün Avrupa’da oynanan Cengiz Ünder, Cenk Tosun, Enes Ünal gibi genç kardeşlerimiz umarım gözlerinin önünde olup biten bu olaylardan önemli dersler çıkarıp “ABİ”lerini örnek almayıp ilerleyen yıllarda yüzümüzü güldürmeye ve gururumuz olmaya devam ederler.

   Yazımı bitirirken dün oynanan Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe’yi mağlup eden Teleset Mobilya Akhisarspor’u ve hocaları Okan Buruk’u tebrik ediyorum. Aynı sezon içerisinde farklı takımlar ve farklı oyunlarla aynı takıma 3. kez kaybeden Aykut Kocaman’a da haftalardır rakipleri hakkında konuşmak yerine keşke kulübüne en azından bir kupa kazandıracak bu önemli final maçına daha iyi hazırlansaydı demek istiyorum. 

Herkese Futbol Dolu Hafta Sonları… 

Tartışmaya Katıl