Güncel

YILDIZ SAVAŞLARI

Bugünkü yazımda son günlerde Fenerbahçe’nin tekrar gündeme getirdiği ve hukuki süreci başlatma kararı aldığı 1959 öncesi sayılmayan şampiyonluklar meselesinden bahsetmek istiyorum. Başkan olduğu günden beri Ali Koç’un sürekli gündeme getirdiği ve hukuki süreci başlatma kararı aldığı Fenerbahçe’nin 1959 öncesi şampiyonlukların sayılıp formasına 5. yıldızı takıp 28 şampiyonluğa sahip olduğunu iddaa ettiği bir durum var. Fenerbahçe ne kadar haklı bir göz atalım.

Ülkemizde futbol İzmir, İstanbul ve Selanik’te 1875’lerde oynanmaya başlamıştır. 1904’te James Lafontaine, İstanbul Ligi’ni kuruyor ve 4 takımlı sezonda ilk şampiyon İngiliz gemisi Imogene’nin takımı oluyor. Zamanla bu lige önce Galatasaray, ardından Fenerbahçe dahil oluyor. Şeref Bey önderliğindeki Beşiktaş’ın İstanbul Ligi’ne katılmak için yaptığı başvurular uzun yıllar reddediliyor. Siyah-beyazlılar bunun üzerine kendi liglerini kuruyor. Bu dönemde ülkenin farklı şehirlerinde de ligler düzenleniyor ve her ilden, her ligden farklı şampiyonlar çıkıyor.Cumhuriyetin 1923’te ilan edilmesinden hemen önce, 1924 itibariyle de Beşiktaş, ezeli rakiplerinin mücadele ettiği İstanbul Ligi’ne katılıyor. 



1932’de Fenerbahçe ve Galatasaray, özel maçlardan daha yüksek gelir elde ettiği için İstanbul Ligi’ne katılmıyor. Sezonun ilk yarısını lider tamamlayan Beşiktaş da cebindeki şampiyonluğu bırakıp devre arasında ezeli rakiplerine katılıyor. İstanbulspor o sezonu şampiyonu olarak tamamlıyor. Buraya kadar anlaşıldığı üzere ortada henüz tam anlamıyla bugünkü Süper Lige eşdeğerde bir lig yok.
1936-1950 arasında aralıklı olarak Milli Küme sezonları oynanıyor. Ancak bu lig de ülkenin tamamını kapsamıyor ve İstanbul-Ankara-İzmir kulüpleri arasında oynanıyor.Bu noktada ufak bir tespit yapmak gerekirse bugün herhangi bir takımın sıfırdan başlayıp Süper Ligde oynama şansı varken o dönemde dünyanın en iyi topunu da oynasanız bu şehirlerin dışında Milli Kümeye katılma hakkınız olmuyor bu durumda mevcut Süper Ligin Milli Kümeye denk geldiğini söylemek pek akılcı değil.

1924-1951 arasında Milli Kümeye ek olarak Türkiye Futbol Birinciliği adı altında bir başka lig oynanıyor bu lig bugünkü Ziraat Türkiye Kupası’na benzer nitelikte eleme usulü oynanan bir lig ve Milli Küme ile Türkiye Futbol Birinciliği aynı sezon içinde oynanıyor. 

Örneğin 1940 sezonunda Milli Küme’yi Fenerbahçe, Türkiye Futbol Birinciliğini Eskişehir Demirspor, İstanbul Ligi’ni Beşiktaş kazanıyor. Ve tabii diğer şehirlerde de farklı farklı şampiyonlar çıkıyor.O zaman burada şöyle bir soru ortaya çıkıyor 1940 sezonu şampiyonluğu kime tescil edilecek? Ayrıca o sezon Fenerbahçe’yi yenerek Türkiye Futbol Birincisi olan Eskişehir Demirspor’un yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötür Milli Küme’de yer alamaması da olayın başka boyutu. Fenerbahçe’nin İddia ettiği 28 şampiyonluğun 3’ü Türkiye Futbol Birinciliği şampiyonluğu. Bu organizasyonun Türkiye Kupası’ndan farkı olmadığını düşünürsek o zaman bu kupayı şimdiye kadar kazanmış takımların da şampiyonluk ve yıldız isteme hakları olur.

Süper Lig öncesi dönemde Türk futbolu Baba Hakkı, Lefter, Gündüz Kılıç gibi çok sayıda efsane yetiştirdi ve bu isimlerin emeklerinin, şampiyonluklarının bugünkü şampiyonlar arasında sayılmaması son derece üzücü bu konuda bende aynı fikirdeyim ki Fenerbahçe kulübü de bunu savunuyor. Bu konuya da şöyle bir cevap verilebilir, Bir kupa yada şampiyonluk yıldızlara eklenmeyince yok mu sayılıyor? Örneğin Atatürk anısına düzenlenmiş tek kupa olan ve Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi yenerek kazandığı Gazi Büstü yok hükmünde mi?

Fenerbahçe’nin bir başka iddaası da örneğin Italya’da federasyonun kurulduğu tarihten itibaren bütün şampiyonlukların yıldız hesabına eklenmesi fakat bunu söylerken Almanya’da yıldız hesabının bundesliganın kuruluşu olan 1963’ten sonra yapıldığı unutulmamalı. İtalya’yı örnek verip Almanya’yı es geçmek bana göre biraz işinize geldiği gibi yorumlamak anlamına geliyor.

Fenerbahçe yöneticisi Metin Sipahioğlu bu konu ile yaptığı bi açıklamada “Henüz hukuki girişim başlatmadık. Önce kamuoyunu ikna etmemiz gerekiyor.” diyor. Bir şey hukuken hakkınız ise kamuoyunu ikna etmenize gerek yoktur olayı mahkemeye taşır hukuki mücadelenizi verirsiniz ve bunu da dallanıp budaklandırmadan yaparsınız aksi halde bu biraz gündem değiştirme ve taraftarı oyalamaya girer.

Her şehirden ayrı şampiyonun çıktığı, dönemin şartları nedeniyle tüm şehirlerin ulusal turnuvalara dahil edilmediği bir döneminde bütün şampiyonlukları aynı kefeye koymak biraz elma ile armutların karışması gibi bir durum oluyor.

Bugün oynanan Süper Lig, Milli Küme’nin ardılı değildir. Türkiye Futbol Şampiyonası bir lig bile değildir, Tek ulusal lig Süper Lig’dir. Dolayısıyla “28 şampiyonluğumuz var.” diyemezsiniz; kazandığınız tüm resmi kupaları toplayıp “xx kadar kupamız var.” diyebilirsiniz ve bu sizin yıldız sayınızı değiştirmez. Yalnızca “elmaların” toplanmış hali günümüzdeki yıldız sisteminin temelini oluşturuyor. Buna göre Fenerbahçe’nin “gerçek” şampiyonluk sayısı 19 dur.

Burada belki Beşiktaş neden 1959 öncesi iki şampiyonluğu ekledi gibi bir soru sorulabilir, bu konuda Beşiktaş’ın şansı, UEFA’nın Federasyon Kupası Şampiyonu siyah-beyazlılar’ı Türkiye Şampiyonu kabul ederek Şampiyon Kulüpler Kupası’na davet etmesi. UEFA’nın kabulü Beşiktaş’ın elini güçlendiriyor. Zaten Türkiye’deki turnuvaların değişimi ve ülke sathına yayılması da Şampiyon Kulüpler Kupası’nın başlaması, dolayısıda tek bir ulusal şampiyonun belirlenmesi amacıyla başlıyor.

Umarım bu konu ile ilgili sizleri biraz olsun aydınlatabildim, hepinize futbol dolu günler…

Tartışmaya Katıl