Güncel

PROFESYONEL KÖTÜLÜK

Günlük hayatta elbette hepimiz bir takım tutuyoruz kimilerimiz bunu hayatının merkezine koyarken kimilerimiz de takım tutma işine daha mesafeli ve hayatın bir parçası gibi bakıyor. Ben de sizler gibi elbette bir takım tutuyorum fakat buradaki yazılarımda mümkün olduğunca tarafsız ve objektif olmaya çalışıyorum bunu başarıp başaramadığımın takdirini sizlere bırakıyorum.

Daha bir önceki sezonun tartışmaları bitmemişken yeni sezonla birlikte yine hakem kararları VAR eleştirileri tüm hızı ile devam ediyor. Son olarak Kayserispor maçı sonrası yaptığı açıklamalar nedeni ile PFDK’ya sevk edilen Fatih Terim’e 4 maç ceza verilmesi özellikle Galatasaray camiasını ayağa kaldırdı.

Bugün aslında uzun bir süredir tarafsızlığıma gölge düşmemesi adına yazıp yazmamak konusunda tereddüt içinde kaldığım bir yazıyı dün PFDK tarafından verilen karar sonrası yazma kararı aldım. Çünkü neresinden bakarsanız bakın hangi takımı tutarsanız tutun Fatih Terim’e verilen ceza tek kelime ile komik ve ayıptır.

Silahım olsa vururdum diyen başkan’a 11 gün hak mahrumiyeti verildiği bir ortamda daha dün Konyaspor’un teknik direktörü Aykut Kocaman’ın “hep hatalar bize” şeklindeki serzenişine ses çıkarmayanların, Kayserispor başkanı Erol Bedir’in tehditvari açıklamalarına kulaklarını kapayanların hiç bir hakaret suçlama yada argo içermeyen maç sonu açıklaması sonrası Fatih Terim’e bu cezayı, mantıklı bir gerekçe göstermeden vermesi ve bu kararı da 19:05’te açıklayıp üstüne Ümit Davala’ya 19.500 TL para cezası vermesi alenen bir kulübe cephe alındığını gösterir ve bu ne spor etiğine ne de Federasyonun tarafsızlığına sığar.

Fatih Terim geçen sene organize ama amatör bir kötülük demiştim bu sene görüyorum ki profesyoneller açıklaması yaptı ve Galatasaray yanlızlaştırılmaya çalışılıyor dedi,ardından Galatasaray kollanıyor gibi bir algı yaratılıyor taraftarımız bazı şeyleri görsün ve birlik beraberliğini bozmasın diyerek konuyu toparladı.Hemen şunu söylemek istiyorum ben daha üçüncü haftadan açıkçası Fatih Terim’in böyle bir açıklama yapmasını tasvip etmedim fakat herkesin her konuyu her ortamda söyleme özgürlüğü olduğunu düşündüğüm için kendi kararıdır dedim.

Peki Fatih Terim’in sözünü ettiği profesyonel kötülük gerçekten var mı ? Kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algı gibi Galatasaray gerçekten kollanıyor mu ? Bunların cevabını bulmak için ülke futbolunda etkinliği olan ve futbolumuza ciddi anlamda yön veren unsurları 5 ana başlık altında topladım.

Bunlar ;

  • SİYASİ İRADE
  • SARAY YANLILARI
  • FEDERASYON VE KURULLARI
  • KULÜPLER BİRLİĞİ
  • MEDYA

Şimdi bu unsurları inceleyelim ve bakalım Fatih Terim’in söylediği gibi Galatasaray’a karşı gerçekten profesyonel bir kötülük var mı, Galatasaray yanlızlaştırılıyor mu veya aksine kollanıyor mu ?

SİYASİ İRADE :
Çok tartışmalı bir şekilde ülkedeki yönetim rejimini her türlü itiraza rağmen değiştiren ve başkanlık sistemini getirerek ülkedeki yasama, yargı ve yürütmedeki tek güç haline gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasi iradenin başı. Erdoğan Fenerbahçe yüksek divan kurulu üyesi ve kendi ağzı ile söylediği üzere Başakşehir kulübünün kurucusu. Daha çok yakın bir geçmişte Fenerbahçe kulübü başkanı Ali Koç’un “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan kulübümüze üyeliğinin 25. yılını doldurarak Yüksek Divan Kurulu üyeliği hakkını kazanıyor. Kendisini tebrik ediyor, nice 25 yıllar diliyoruz.” seklinde açıklaması var zaten. Erdoğan döneminde bizzat kendi talimatı ile Fenerbahçe ve Beşiktaş mensuplarının işlediği çeşitli suçlar kimi zaman federasyonlar eliyle, kimi zaman yasalar ve yönetmelikler değiştirilerek, kimi zaman da anayasa ve yasalar ihlal edilerek hasır altı edildi.

Bunlara bir örnek vermek gerekirse Fenerbahçe eski ikinci başkanı Mahmut Uslu’nun şike sürecinde “Başbakan yeniden yargılanma sözü verdi” şeklindeki açıklaması gösterilebilir.Aynı siyasi iradenin yetmez ama evetçi tayfadan olmadığı için ve kampanya zamanında taraf olmadığından ötürü Fatih Terim’e karşı cephe aldığı da pek çok kesim tarafından biliniyor.

SARAY YANLILARI:
Hükümete yakın okudukları bilinen ve bu yakınlıktan aldıkları güç ile ülke futbolunu dizayn etmekte çok güçlü olan bazı isimler var. Başlıcaları Göksel Gümüşdağ, Rıdvan Dilmen, Fikret Orman. Ne zaman ülke futbolunda bir gündem oluşsa ya da bir karar alınacak olsa hep bu isimleri ön planda görüyoruz. Bunlardan ikisi Başakşehir ve Beşiktaş kulübü başkanları diğerin ise Fenerbahçe camiasına olan bağlılığını bilmeyen yok.

FEDERASYONLAR VE KURULLARI :
Futbolumuz maalesef uzunca bir süredir siyasi iradenin himayesinde ve yaklaşık 10 yıldır bu siyasi iradenin atadığı isimler tarafından yönetilmekte. Mehmet Ali Aydınlar, Yıldırım Demirören, Hüsnü Güreli ve son olarak Nihat Özdemir. Bu isimlerin hepsi seçim ile değil atama ile göreve gelmiş siyasi iradenin işaret ettiği isimler. Bu isimlerden anlaşılacağı üzere de yaklaşık 10 yıldır ciddi bir Fenerbahçe-Beşiktaş yapılanması var. Son olarak özellikle 3 Temmuz sürecinde yaptığı açıklamalar ile gündeme gelen yine Fenerbahçe’ye yakınlığı ile bilinen eski Fenerbahçe başkan vekili olan Nihat Özdemir Federasyon başkanlığına atandı.

Bu federasyonun Merkez Hakem Kuruluna bir göz atalım isterseniz. Başkanı Zekeriya Alp tüm futbol kamuoyu tarafından Beşiktaş’lı olması ile bilinen ve daha da önemlisi Fenerbahçe başkanı Ali Koç’un şirketi olan Koç grubuna taşeronluk yapan bir başka şirketin de sahibi. Zekeriya Alp’ten sonra kurulda en etkin kişi Oğuz Sarvan onun da Fenerbahçeli olduğunu bilmeyen yok hatta daha önceki MHK başkanlığı sırasında tüm ailesi ile birlikte Fenerbahçe store alışverişi yaptığı videosu epey tartışılmıştı. Bu kurul sezon başında sanki ciddi hata yapan başka hakem yokmuş gibi sadece Serkan Çınar ve Bülent Yıldırım’ı liste dışı bırakarak bir anlamda Galatasaray lehine hata yaparsanız yanarsınız mesajını diğer hakemlere vermiş oldu. Yine bu federasyonun disiplin ve tahkim kurulları da Fenerbahçe ve Beşiktaşlı üyelerin çoğunluğundan oluşuyor.Ayrıca dikkat çeken bir diğer nokta da ülkemizde yaşanan ve tarihin en büyük maden facialarından birine sahne olan Soma madeni faciasında sanıkların avukatlığını yapan kişilerin ülkede başka avukat kalmamış gibi federasyonun kurullarında görev alıyor olması.

KULÜPLER BİRLİĞİ :
Başında Beşiktaş ķulübü başkanı Fikret Orman’ın bulunduğu Şampiyonlar Ligi maçı öncesi korsan bir bildiriyle Galatasaray’ı hedef almış ve bu sezon öncesi Galatasaray’ın ısrarlı taleplerine rağmen bu korsan bildiriyi sitesinden kaldırmayan, düzene uygun şekilde Galatasaray’a her fırsatta öteki muamelesi yapan birlik. Ve bu birliğe bağlı Anadolu Kulüpleri; bir çoğu ya Fenerbahçe ya da siyasi iradeden icazet almış isimler tarafından yönetiliyor. Bu kulüp başkanlarının ya da yöneticilerinin FB ve GS maçları sonrası verdikleri demeçlerdeki farklılık herkes tarasından fark ediliyor. Galatasaray maçı sonrası silahım olsa vururdum diyen kişi Fenerbahçe maçı sonrası hakem de insan hata yapabilir diyebiliyor. Ve yine bu kulüp başkanları transfer döneminde Galatasaray’ın istediği oyuncuya iki katı bonservis isterken Fenerbahçe ya da Beşiktaş kulüplerine her türlü kolaylığı sağlayabiliyor. Bu kişiler gerek kişisel gerek kulüplerinin çıkarlarını korumak hatta kendileri ve kulüpleri için menfaat temin etmek üzere sistemli bir şekilde Galatasaray’a cephe almış durumdalar. Bu durum Kulüpler Birliğinde de kendisini gösteriyor.

MEDYA :
Medyanın önemli bir bölümü Demirören grubunun elinde diğer kalan kısmı ise siyasi iradenin güdümünde. İşin diğer bir boyutu ise bu medya kuruluşlarına en büyük reklam veren grubun Koç grubu olması. Hal böyle olunca da gerek yazılı gerek sosyal medya ve televizyon kanalları üzerinden hem siyasi iradeye şirin gözükmek için hem Koç grubundan daha fazla reklam alabilmek veya Demirören’i mutlu edebilmek için Galatasaray’ı hedef almaları kaçınılmaz oluyor.

Bütün bu unsurları göz önüne aldığımızda herhangi birinde Galatasaray’ın menfaatine olan bir kişi, kurum veya Galatasaray’a avantaj sağlayacak bir karar göremiyoruz.

Bu unsurların dışında size basit bir örnek daha vereyim. Daha 2 sene önce Şampiyonlar Ligi maçına 11 yabancı ile çıkan mevcut milli takım teknik direktörü önünde iki önemli milli maç varken basın önünde hem de isim vererek keşke Galatasaray’ı şampiyonlar liginde ilk 11’de iki, üç tane yerli oyuncu ile görebilsek diyebiliyor ve ne hikmetse bunu ilk iki hafta sonunda değil Galatasaray’ın kazandığı 3.hafta sonunda söylüyor. Hem de bir gün önce Galatasaray’ın yaptığı sükseli yabancı oyuncu transferleri üstüne.

Şimdi ben sizlere soruyorum ;

Galatasaray’ı kim kolluyor ?

  • Başkanlık sistemi sayesinde ülkedeki bütün gücü elinde bulunduran Fenerbahçe divan kurulu üyesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mı ?
  • Siyasi iradenin işareti ile Federasyon başkanlığına atanan eski Fenerbahçe başkan vekili Nihat Özdemir mi ?
  • Beşiktaş’lı olduğu bilinen ve Koç grubuna taşeronluk yapan Zekeriya Alp’in başkanı olduğu ve ilk ıcraat olarak GS lehine hata yapan iki hakemi listeden silen MHK mı ?
  • Yazılı ve görsel basinda her türlü gücü elinde bulunduran Demirören ve siyasi iradenin paylaştığı medya mı ?

Galatasaray’ın kollandığını iddaa eden ve bu algıyı yaratmaya çalışan her kişi, kurumlar bunun kimler tarafından ve nasıl yapıldığını bu yukarıda yazdığım yazıya benzer bir sekilde somut örnekler ve belgeler ile açıklamak zorundadırlar. Öznesi olmayan cümle olmaz !! Galatasaray’ı kim kolluyor ?

Bırakın kollamayı bu yukarıdaki unsurları bir araya topladığımız zaman Galatasaray’ın yanlız kaldığını bile söyleyebiliriz. Fatih Terim’in ve tüm Galatasaray camiasının son 2 sene şampiyon olmuş ve belki de son yılların en görkemli kadrosunu kurmuş takımları karşısında rakiplerin içinde bulundukları maddi dar boğazı da göz önünde bulundurduğumuzda olası bir 3.şampiyonluk sonrası makasın iyice açılacağını ve bunun 4. ve 5. şampiyonlukları da beraberinde getireceğini kendilerinin de bildiği bir ortamda Galatasaray’ı aşağı çekmek için ellerinden geleni ardına koymayacaklarını düşünmeleri gayet doğal. Federasyon da son vermiş olduğu karar ile bu düşüncede ne kadar haklı olduklarını göstermiş oldu.




















Tartışmaya Katıl