Güncel

2018 DÜNYA KUPASI GENEL DEĞERLENDİRME

İki haftalık kısa bir tatilin ardından tekrar sizlerle birlikteyiz. İki hafta önce yazdığım Dünya Kupası son 16 turu maçları değerlendirme yazımın ardından geçen süreçte Dünya Kupasında çeyrek final , yarı final ve final maçları oynandı. Finalde Hırvatistan’ı 4-2 mağlup eden Fransa kupayı kazanan taraf oldu. 3.lük maçında ise İngiltere’yi 2-0 ile geçen Belçika Dünya 3. oldu.

Sayılar ile Dünya Kupasına baktığımızda oynan 64 maçta 169 gol atıldı , 219 sarı 4 kırmızı kartın çıktığı turnuvada 29 da penaltı atışı kararı verildi. 2 oyuncunun hat trick sevinci yaşadığı turnuvada 12 kez de oyuncular kendi kalelerine gol atma talihsizliğini yaşadılar. 73 adet duran top golü izlediğimiz turnuvada 49,651 pas yapıldı. Turnuvada sadece bir maç golsüz sona erdi. Turnuvanın en iyi oyuncusu Hırvat Luka Modric seçilirken en iyi genç oyuncu Fransız Kylian Mbappe en iyi kaleci de Belçikalı Tibout Courtois seçildi. Altın ayakkabı ise 6 golle turnuvayı gol kralı olarak tamamlayan İngiliz Harry Kane’e gitti. 

Genel değerlendirmeye geçmeden önce turnuvanın statüsüne bir eleştiri getirmek istiyorum kişisel fikrim turnuvada grup aşamasından sonra oynanacak maçların daha önceden belirlenmesi olayı bence bazı takımların lehine oluyor. Bu turnuvada da gördük ki İngiltere, Hırvatistan , Rusya ve İsveç’in geldiği yol Fransa, Belçika , Brezilya’nın geldiği yola nazaran daha kolay bir yoldu.  Kesinlikle finale çıkan Hırvatistan’a yada çıkması muhtemel İngiltere’ye saygısızlık yapmak istemem ama bu iki takımda diğer yoldan devam etmiş olsalardı yarı final bile görebileceklerini zannetmiyorum. Bana göre grup aşamasından sonra grup birincilerinin bir torbada ikincilerin diğer torbada olduğu bir kura çekimi ile yola devam edilmesi daha sonraki turlarda da yine karışık kura şeklinde maçların belirlenmesi daha adaletli bir sistem olabilir.

Turnuvayı değerlendirmeye geçecek olursak kazanan Fransa’nın hem kadro kalitesi hem de özellikle grup maçlarından sonra oynadığı futbol ile hak ettiği bir başarı kazandığını düşünüyorum.1 Milyarı aşan kadro değeri ile bugün Dünya’nın en pahalı milli takımı konumundalar ve kurdukları sistem ve oyuncu havuzu sayesinde 2016’da kıl payı kaybettikleri kupayı bu sefer kazanmasını bildiler. Fransa bu kupayı kazanırken futbolda hiç bir başarının tesadüf olmadığını ve sistemli ve planlı bir şekilde çalışmanın birincil şart olduğunu bizlere tekrar hatırlattı . Tıpkı 2010 yılında A Milli Takımımıza karşı sahaya çıkan 11’den 9 oyuncu ile bu turnuvaya katılan Belçika’nın elde ettiği yarı final başarısı gibi. Bizde artık bu tarz plan ve programların ülkemizde uygulanmasını ve artık 8-10 yılda bir turnuvalara katılıp üçüncü olan yada yarı final oynayan bir milli takım yerine her turnuvada yer alan ama grupta elenen ama çeyrek final oynayan bir milli takıma sahip olmayı umutla bekliyoruz.

Bu turnuvada daha çok savunmaların ön plana çıktığını gördük. Bunun nedeni de DK ile ilgili ilk yazımda da belirttiğim gibi bu tarz kısa süre için bir araya gelinen ve sonuç odaklı turnuvalarda takımlara savunma öğretmenin hücum öğretmekten daha kolay olduğu.Hücum organizasyonu futbolda başlı başına bir sanat olduğu için kulüp takımlarında bile bunun belli bir süre sonra oturduğunu düşününce milli takımlara bunu anlatmak oldukça zor ve uğraş gerektirir. Bu yüzden de basit yol olan skor odaklı savunma futbolu tercih etmek daha mantıklı. DK ile ilgili bir diğer önemli nokta da bu kupada da gördük ki bireyler üzerinden futbolu yada oynanan oyunu değerlendirmenin oldukça yanlış olduğu. Bireylerin etrafında doğru kurgu olmadığı takdirde her şeyin boş olduğunu aynı gün içinde hem Messi hemde Ronaldo’nun elenmesi ile görmüş olduk.

Bu turnuvadaki diğer bir dikkat çeken nokta da daha önce en azından 2. tur yada çeyrek final gören Afrika takımlarının bu turnuvada geçmiş kupalara nazaran bir varlık gösterememesi oldu. 8 yıl önce çeyrek final oynayan ve penaltılar ile Uruguay’a elenen Gana’dan sonra herhangi bir Afrika takımından ciddi bir başarı göremedik. 36 yıl aradan sonra ilk kez bir Afrika ülkesi gruptan çıkamazken bu başarısızlığın nedenleri ile ilgili  Fildişi Sahili’nin eski golcüsü Drogba , “Sadece yetenek yetmez, Avrupa ve Güney Amerikalılar ile baş edebilmek için sağlam bir oyun planı ve devamlılığa ihtiyacımız var” diyerek sorunu kendince açıklamış oldu. Bu turnuvada Senegal ve Nijerya biraz kıpırdamış olsalar bile kıtanın diğer takımları Fas, Mısır, Tunus yetenekli ayaklarına rağmen bavulları erken toplayıp ülkelerine döndüler. Burada sadece Fas için İspanya ve Portekiz’in olduğu grupta oynadıkları futbolun biraz da şanssızlıktan karşılığını alamadığını söyleyebiliriz. Hazır Fas demişken ülkemizde oynayan Belhanda’nın bu kupada bir varlık gösterememesi hem kendisi adına hemde Galatasaray adına özellikle Şampiyonlar Ligi için kafalarda soru işareti oluşturuyor. Eğer Belhanda , Avrupa’da tekrar kendini göstermek istiyorsa Rusya’da oynadığı oyunun en az 3-4 katına çıkmalı aksi halde Şampiyonlar Ligi’nde figüran oyuncu olmaktan öteye gidemez.

Turnuvada bazı oyuncular tabir-i caiz ise kulübe mahkumu oldular. 23 kişilik milli takım kadrosuna seçilip buraya gelmenin zorluğu bir kenara turnuvada süre alıp kendini göstermek de bir o kadar zor. Bu oyuculara örnek vermek gerekirse Barcelona kalecisi Alman Ter Stegen, Roma’nın Arjantinli stoperi Fazio , PSG’de banko oynayan Marquinhos , Atletico Madrid’in orta sahasındaki dinamosu Saul, Fransızların yükselen yıldızı Thauvin bunlardan başlıcaları yine önünde Cavani-Suarez ikilisi olan ve onları kesmesi pek te mümkün gözükmeyen İspanya La Liga’da 21 gol atan Stuani.Bu oyuncular çok iyi sezon geçirmelerine rağmen turnuva boyunca çok fazla kulübeden çıkamadılar. 

Tüm futbolseverlerin bayram havasında yaşadığı bir turnuvayı da geride bıraktık Rusya’da düzenlenen turnuva açıkça söylemek gerekirse bir çok kişinin aksine beni tatmin etti. Bu turnuva belki izlediğimiz son 32 takımlı turnuva olabilir daha önce 2026’da Kanada-Amerika-Meksika ortaklığında yapılacak Dünya Kupasında takım sayısının artacağı açıklanmıştı fakat son dönemlerde bunun öne çekilip Katar’da yapılacak Dünya Kupasında uygulamaya konulması da gündemde. Belki takım sayısının artması ile Euro 2016’da olduğu gibi A Milli takımımıza da uzun süredir uzak kaldığımız Dünya Kupasına katılma hakkı doğar ve bizler her turnuva hangi takımı tutacağımıza karar vermek zorunda kalmadan kendi ülkemizi destekleriz.

 

Hepinize İyi Hafta Sonları…

 

 

 

 

Tartışmaya Katıl